
İkisi de dönemlerinin en iyileriydi peki ya tarihin en iyisi kimdi?
Gençler, her zaman genç kalanlar ve genç kalmak isteyenler...

2010 Dünya Kupası 11 Haziran'da başlıyor. Az daha sabredicez 4 sene boyunca beklediğimiz gün gelicek.(Sürekli aklımızda olmasa da ayda bir "ya bizim eleme maçları ne zamandı" diye soruyoruz.) Futbolun doruk noktası olan Dünya Kupası için biletler kapıldı. Farklı renkler, farklı diller, farklı kültürler ama hepsinin amacı aynı Dünya Kupası'nı almak. Sadece kupayla sınırlı kalmıyor aslında her turnuva bir hikaye bir anı barındırır içinde. Ayrı bir heyecan her futbolsever için. Neyse turnuvanın önemini bilmeyen yoktur. Fazla uzatmayalım Dünya Kupası şöyle böyle diye yoksa uzar gider. Büyük bir şölen Dünya Kupası ancak biz yokuz. Son Avrupa Şampiyonası'nda 3. olan takım son Avrupa Şampiyonası'na katılamayan takımların bile katıldığı 2010 Dünya Kupası'nda yok. Ne Türkiye'nin Dünya Kupası'ndan mahrum olması gerekir ne de Dünya Kupası'nın Türkiye'den. Turnuva'ya ayrı bir heyecan getireceğimiz kesindi. Dünya Kupası'na gitme şansını elimizin tersiyle geri çevirdik. Sanki her Dünya Kupası'na katılıyor gibi bu seferkini de es geçelim dedik. Her fırsatta dile getirdiğimiz Türk futbolunun gelişimini büyük bir fırsattan mahrum ettik. Yıldız oyuncularımız için şu kadar eder bu kadar eder sözlerindeki miktarların büyümesi için bir fırsattı.(Her ne kadar bazen abartıyor olsakta.) Sürekli Dünya'da yarattığımız etkiyi görerek gururlanmak isterdik ama olmadı. Şimdi söyleyin Türkiye'nin şu takımlardan neyi eksik.(Bunu söylemekten nefret ediyorum ama durum böyle.)


Fc Sheriff (Moldova) - Olimpiakos (Yunanistan)
Salzburg (Avusturya) - M.Haifa (Israil)
Fk Ventspils (Litvanya) - FC Zurih (İsviçre)
FC Kopenhag (Danimarka) - APOEL (Kıbrıs Rum Kesimi)
Levski (Bulgaristan) - Debrecen (Macaristan)
Lyon (Fransa) - Anderlecht (Belçika)
Celtic (İskoçya) - Arsenal (İngiltere)
Timişoara (Romanya) - Stuttgart (Almanya)
Sporting Lizbon (Portekiz) - Fiorentina (İtalya)
Panathinaikos (Yunanistan) - A.Madrid (İspanya)
Bir çok haber sitesinin dev eşleşmeler diye duyurduğu eşleşlmeler. Panathinaikos-A.Madrid, Celtic-Arsenal ve Sporting Lizbon-Fiorentina eşleşmeleri için elenen takıma yazık oldu diyeceğimiz eşleşmeleri. Bu eşleşmelerin galibi ve Lyon'un dışında Şampiyonlar Ligi gruplarından çıkabilecek güçte pek takım yok bu eşleşmelerde.













Hepimizin kendimizi 1 saat için profesyonel futbolcu zannettiğimz yerdir halı saha. Adeta başka bir dünyadır. Sahaya ayak bastığınız an profesyonelliğe adımınızı atmışsınızdır.




Colin Kazım Richards belki de Türkiye deki en büyük yıldızlardan biri, patlamaya hazır bir bomba ama bir türlü patlatamıyoruz. Bir gün elimizde patlamaz inşallah. Top kontrolü, top tekniğiyle seyredenlere kendisini hayran bıraktıran büyük bir yeteneğe sahibiz. İstenen devamlılığı daha gösteremedi. Disiplinsiz tavırları, fazla rahatlığı gözümüze çarptı sürekli. Ama bir türlü sahiplenemedik bu çocuğu. Bir türlü kabul görmedi gözümüzde. Gerekli övgüyü fazlasıyla alamadığını düşünenler arasındayım. Çok rahat olduğuna katılıyorum ama yola gelmicek biri olduğuna inanmıyorum. Daum'un gelişiyle birlikte her şey değişebilir. Eğer 3 yıl önceki Daum olsa Kazım'la sorunlar yaşıyabilirdi ama bu sefer ki Daum çok daha farklı. Futbolculara sevecen yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Eğer Kazım'la iyi anlaşabilirse Türk futbolunun çok büyük bir yıldız kazanacağına inanıyorum...
Bazıları kadroda bir değişiklik yok aynı tas aynı hamam diyor Fenerbahçe için. Ama unutmayalım ki çok önemli bi değişiklik oldu. Aragones'e elveda denildi. Takımla gerçektende kimyası uyuşmamıştı Avrupa Şampiyonu teknik adamın. Kafasında hala İspanya Milli Takımı vardı. Torres-Villa-Xavi-İniesta... vardı sanki kadroda böyle hareket ediyordu. Hiç bir zaman Fenerbahçe de deplasmanda 1 puanın iyi olmadığını anlamadı.