8 Ağustos 2009 Cumartesi

"GOL ATARSAM SEVİNMEYECEĞİM"


Liverpool'un en önemli gol silahı olan Fernando Torres Atletico Madrid ile Liverpool arasındaki hazırlık maçında gol atarsa sevinmeyeceğini söyledi. Sebebi de A.Madrid taraftarının kendisine antipati duymaması olduğunu söyledi.
Zaten gol atmışsın sevinmişsin yada sevinmemişsin ne farkeder. O zaman oldu olucak gol de atma. Şöyle düşünelim Şampiyonlar Ligi çeyrek finali ilk maç Anfield'da 1-1 berabere bitiyor. Liverpool'un golünü de Gerrard atıyor. İkinci maç dakika 90+2 durum 0-0 Kuyt içeriye ortalıyor Torres'in kafa vuruşu top ağlarda Liverpool yarı finalde. Şimdi sevinsen ne olur sevinmesen ne olur. Adamların hayalini attığın golle yıkmışsın zaten sevinmen yada sevinmemen pek birşey değiştirmez.

UEFA AVRUPA LİGİ EŞLEŞMELER


Paok – Heerenven
Dinamo Zagrep – Hearts
Werder Bremen – FK Aktobe
Everton - Sigma Olomouc
BATE Borisov - Litex Lovech
NAC Breda – Villarreal
Lech Poznan – Club Brugge
Fulham – Amkar
Galatasaray – Levadia Talinn (Estonya)
Teplice – Hapoel Tel-Aviv
M. Donetsk – Austuria Wien
Twente – FK Qarabag
Roma – Kösice
Dinamo Moskova – CSKA Sofya
Genk - Lille
PSV Eindhoven – Bnei Yehuda
Lazio - Elfsborg
Trabzonspor - Toulouse (Fransa)
Partizan – Zilina
FK Bakü – Basel
Ajax – Slovan Bratislava
Shakthar Donetsk (Ukrayna) - Sivasspor
Brondby - Hertha Berlin
Athletic Bilbao – Trömsö
FK Sarajevo – Cluj
Rapid Wien – Aston Villa
Steaua Bükreş – Saint Patrick
Sparta Prag - Maribor
Zenit - Nacional
Genoa - Odense
Dinamo Bükreş – Slovan Liberec
Guingamp – Hamburg
Sturm Graz – Metalist Kharkiv
Slavia Prag – Kızılyıldız
Benfica – Vorksla Poltava
Vaslui - AEK
Stabaek - Valencia
Sion-Fenerbahçe

Avrupa Ligi eşleşmeleri böyle. Büyük takımların zorlanacakları bir kura olmadı zaten olması pek mümkün değildi. Temsilcilerimiz için Sivasspor dışında iyi bir kura oldu. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın seviyelerinde olmayan ekipler ancak iki takımında işi sıkı tutması gerekiyor bir süpriz yaşamamak için. Trabzonspor-Toulouse maçları çekişmeli geçebilir. Trabzon bir adım önde bence ama Avrupa görmüş bir takım gibi oynamalı rakibi karşısında. Sivasspor çok zor bir kura çekti. Shaktar Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Timaşoara'ya elenmesi bir kazaydı. Aynı olayın bir daha olması çok zor Shaktar işi sıkı tutarsa Sivas'ın işi zor.
TEMSİLCİLERİMİZE BAŞARILAR...

ŞAMPİYONLAR LİGİ EŞLEŞMELERİ


Fc Sheriff (Moldova) - Olimpiakos (Yunanistan)
Salzburg (Avusturya) - M.Haifa (Israil)
Fk Ventspils (Litvanya) - FC Zurih (İsviçre)
FC Kopenhag (Danimarka) - APOEL (Kıbrıs Rum Kesimi)
Levski (Bulgaristan) - Debrecen (Macaristan)
Lyon (Fransa) - Anderlecht (Belçika)
Celtic (İskoçya) - Arsenal (İngiltere)
Timişoara (Romanya) - Stuttgart (Almanya)
Sporting Lizbon (Portekiz) - Fiorentina (İtalya)
Panathinaikos (Yunanistan) - A.Madrid (İspanya)

Bir çok haber sitesinin dev eşleşmeler diye duyurduğu eşleşlmeler. Panathinaikos-A.Madrid, Celtic-Arsenal ve Sporting Lizbon-Fiorentina eşleşmeleri için elenen takıma yazık oldu diyeceğimiz eşleşmeleri. Bu eşleşmelerin galibi ve Lyon'un dışında Şampiyonlar Ligi gruplarından çıkabilecek güçte pek takım yok bu eşleşmelerde.

TURKCELL SÜPER LİG 2009/2010


Veee sonunda başladı. İyi ki varsın futbol eğlencesi pek bol...
TURKCELL SÜPER LİG HİİİÇÇ BİTMESİN.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

DEVRE ARASI

Tatil...
Geri dönücam.

3 Ağustos 2009 Pazartesi

EMİRATES CUP'IN YILDIZI(JACK WILSHERE)


Emirates Cup'ta güzel maçlar izledik. En zevkli mücadeleler de Arsenal'in yapmış olduğu iki karşılaşma oldu. Arsenal iki maçta da üstün oynayan taraf oldu. Atletico Madrid maçında ikinci yarının sonlarına yaklaşırken Atletico Madrid'in bulduğu bir kaç pozisyonu saymazsak bu maçta da gerçekten üstün oynadı Arsenal. Bu sene kimsenin Arsenal'den umudu olduğunu zannetmiyorum. Şahsen benim de yok(tu).
Atletico Madrid maçında ikinci yarı oyuna 1992 doğumlu Jack Wılshere adında ufak tefek biri girdi. Ama sadece fiziksel olarak ufak tefek. Attığı paslar, yaptığı hareketler, müthiş oyun zekasıyla göz doldurdu. Ayağına gelen her top Atletico Madrid kalesinde tehlike yarattı. "Alda at dercesine" tabiri yerini buldu. Ayrıca bilekleri de gerçekten çok iyi. Oyuncuyu daha önce ismini bir yerden duymuştum ve SoccerManager'da(detaylar daha sonra) da yaşına göre oldukça yüksek bir kalitesi vardı. Hocası Arsene Wenger olduğu unutulmamalı. Wenger futbola kazandırdığı yeni bir yıldız olabilir. Olmaması için bir sebep yok çünkü. Wılshere Glasgow maçında daha ikinci dakikada çok güzel bir organizasyonla ilk golü atan isim oluyor. Golde gözüme çarpan şu oldu. Topa Fabregas'ta hareketlendi. Fabregas vuracak gibi oldu ama Wılshere kendine güvenip o topa kendi vurdu ve takımını 1-0 öne geçirdi. Yani isimler altında ezilmedi. Çıktı topunu oynadı. Maç boyu göze hoş gelen hareketleri ve akıl dolu paslarıyla beğeni topladı. Bu arada ikinci golde Eduardo'ya pası veren Merida'nın da hakkını yememek gerek. Barcelona alt yapısından kapmış onu Arsene Wenger. Neyse dönelim Wılshere'ye. Son olarak ikinci yarının 63. dakikasında oyuna giren Sanchez Watt'ın dışarıya çıkan topu çevirmesiyle bir diğer genç yetenek Aaron Ramsey topla buluşur. Arka tarafa ortasında Wılshere'nin güzel vuruşuyla top ağlara gider durum 3-0. Bu çocukta ışık var dedirten biri Wılshere. Ayrıca Arsenal adına ilk golünü Sheffield'a karşı Carling Kupası'nda atmıştır. Genel olarak izlediğim Arsenal umut verdi. Sadece biraz daha tecrübe gerekli. Bunu da Arsene Wenger'in oyuncularına aşılaması , kazandırması lazım.
YOLUN AÇIK OLSUN JACK WILSHERE.

BEŞİKTAŞ 0 - FENERBAHÇE 2


Ligide, Türkiye kupasını da kazanan Beşiktaş olmasına rağmen Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası finalisti olarak oynadığı bir maçtı. Ligin ikincisiyle oynansaydı daha mantıklı olabilirdi. Stadın dolmamasıyla güzel bir görüntü yoktu stadta. Kupa finali çoşkusunu televizyondan izlemiş olsamda hissetmek isterdim ama hissedemedim. Fox TV'nin verdiği reklamlarla bir çok kez çileden çıktım. Tam da topun olduğu yerlerde verilen reklamlar insanı çileden çıkartıyor. Sanal reklam uygulamasına zaten gıcığım. Maçın seyir zevkinin içine edebiliyor. Maça gelicek olursak...
Maçın pozisyonlarını tek tek değerlendirmek istemiyorum ama ilk yarıda Bilica'nın yaptığı hareket dışarda olduğu için faul verilmeliydi. Bir diğer gözüme çarpan pozisyon Kazım'ın Erhan'a yaptığı hareket topa olduğu için faul verirlmemeliydi. Mutlak bir gol şansı olabilirdi.
İki tarafında kazanabileceği, iki takımında pozisyonlar bulduğu bir maçtı. Beşiktaş topu ceza alanına taşımada başarılı oldu ama ceza alanına getirilen topları iyi kullanamadı. Bu yönden Nobre'nin ilk yarıda kaçırdığı pozisyon Beşiktaş için çok önemliydi. Fenerbahçe'nin girdiği pozisyonlar da Rüştü'nün başarısı dikkat çekti. Ancak Fenerbahçe'nin hızlı atak organisazyonların da yavaş kalması Fenerbahçe'nin eksilerindendi. Bu organizasyonları ancak Alex'in alışılageldik akıl dolu pasları kurtarıyordu. Güiza'nın çabaları gözden kaçmadı fakat birebir pozisyonlarda rakibin üstüne gitmekten çekinen bir Güiza vardı sahada. Sahanın en iyi adamlarından bir Emre'ydi top kaptı, top dağıttı oyunu iki yönüyle de gerçekten iyi oynadı. Sezon başı hazırlık kampı gerçekten de yaramış Emre'ye. Yeni transferler Andre Santos ve Cristian bir var bir yoktular. Dos Santos daha çok Wederson'u oyuna sokma düşüncesindeydi. Zaman zaman orta alana doğru hareketlendi. Cristian ise kendisi hakkında fikir edinmemizi sağlamadı. Ayağına gelen toplarda basit oynadı ve zaman zaman da top çalarak dikkat çekti. Kazım'ın daha aktif olması gerekiyor. Topu ayağına alınca adam geçip tehlike yaratan bir Kazım gerçekten izlemeye doyulmuyor. Gökhan Gönül'ün atağa katılmalarını bu maçta pek göremedik. Kestiği önemli toplar oldu. Atağa katıldığı zaman önündeki Kazım'ın boşta olduğunu görmeli. İçeri orta yapmayı daha çok denedi. Kazım'ı da oyuna sokmalı Gökhan.
Beşiktaş'ta Yusuf-Nobre-Bobo üçlüsü tehlike yarattı ama başarısız oldular. Bu üçlünün tehlikelerini yaratan da Tello'ydu. Tehlike anında topu kaleye yönlendirmekte zorluk çekti Beşiktaş. Beşiktaş adına maçın kahramanlarından biri Rüştü'ydü. Karşı karşıya pozisyonlarda gerçekten çok başarılı oldu. Ernst ve Fink ikilisi Beşiktaş'ı hem ileride besledi hem de geride destek verdi. Ernst'in beklenmedik anlardaki hücuma katkılarıyla pozisyon yaratmaya çalıştı Beşiktaş. Fink'te orta alanda çok çalıştı. Ernst'le birlikte iyi bir ikili olabilirler. Beşiktaş'ın iki genç beki İsmail ve Erhan umut verdi. Ama tecrübeye ihtiyaçları var. İkiside hücuma çıkmayı seven bekler. Beşiktaş'ta ikinci yarıda oyuna giren Nihat beklenen etkiyi sağlayamadı. Holosko'nun Nobre'nin değilde Bobo'nun yerine oyuna girmesine anlam veremedim. İkinci yarıda tükenmiş bir Nobre gördük. Ancak Holosko'da beklenen etkiyi yapamadı.
Fenerbahçe'nin gollerine gelicek olursak. Sivok'un topa gereksiz yere sıçrayarak elle müdahalesi penaltıyı getirdi. Ancak Sivok maç boyu penaltı pozisyonu dışında hatasız oynadı diyebiliriz. Penaltıdan gelen golden sonra maçta tempo iyice düştü. 90+2'de Güizanın içeri ortaladığı topta Alex'in kafa vuruşuyla maçın skoru belirlendi.
Güzel bir derbi maçı izledik. Ama derbi coşkusunu yaşayamadık.
TEBRİKLER FENERBAHÇE

1 Ağustos 2009 Cumartesi

MALDİNİ

Durum ortada.

MARTİNS OBAFEMİ WOLFSBURG'TA


Büyük sempati duyduğum futbolcular arasında listenin başındadır kendisi. Nijerya'nın bağrından kopup gelen CM03/04'ün büyük oyuncularındandır. Bir türlü beklenen patlamayı gösteremedi. Newcastle'dan ayrılmasına sevindim. Çünkü onun yeri hiç bir zaman alt ligler olamaz. Beklenen patlamayı göstermesini isterim. İnter onu 10 Milyon Pound'da satmıştı Newcastle'a. Belki İnter'de kalsa çok büyük başarılar kazanabilirdi. Wolfsburg'ta hücum hattı gerçekten güçlendi. Wolfsburg'ta üç forvetli sisteme geçebilir. Elindeki forvet hattı oyuncuları buna çok uygun. Dzeko-Grafite-Martins üçlüsünün Messi-İbrahimovic-Henry üçlüsünün bir veya iki alt modeli olabilir. Tabi uyumda çok önemli. Sakatlık ve uyum problemi gibi sorunlar yaşamazlarsa Wolsburg geçen seneki başarısını yine yakalayabilir.
BAŞARILAR MARTİNS OBAFEMİ...